17 C
Trabzon
Salı, Ekim 20, 2020
04. NUMANİYE”DEN ŞİİRLER

04. NUMANİYE”DEN ŞİİRLER

0
1435

NUMANİYE”DEN ŞİİRLER

 

 

“Köy’ümüzde Kültür ve Edebiyat” başlıklı çalışmamızı, 1885 Yılında Köy’ümüzün ilk yazılı eserini veren; Medar-ı İftiharlarımız’dan, Hudekoğlu Numan Efendi (Şair Vehbi) ‘nin; hayatı, edebi kişiliği ve eseri “Numaniye” hakkında özet bilgileri sunarak başlamıştık.Şimdi de Numaniye’den birkaç şiiri, eserin diline dokunmadan, Günümüz Türk Alfabesi ile yazarak, sunmaya çalışalım:

 

MANZUME-İ NUMANİYE

Lİ-KASAS-I İBRAHİM ALEYHİSSELÂM Fİ-FAZL-I MEKKE

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

Hamd edelim Ol Huda’ya, sad hezaran daima

Cümle mahlukat adedince,ola medh-u sena

 

Ki bizi var eyledi yoktan, O Hallak-ı Kerim

Ta ki bir kadre meniden, bizi halk etti Huda

 

Hem Anasır-ı Erbaadan, Adem’i halk eyledi

Biri Hava, birisi Hakk, biri Nar, birisi Ma

 

Ol sebepten tab-ı Adem, muhtelif olmuşdurur

Kimi aşık, kimi maşuk, kimi talib-ül fena

 

Kimi alim, kimi cahil, kimi yoksul, kimi bay

Kimi fasık, kimi zahit, kimi talib-ür Rıza

 

Hasılı, tanzim eder bu alemi, O’l Padişah

Her birin bir san’atla, iş eder Bari Huda

 

Yedi eflakı yarattı, her birini sun ile

Bunların fevkınde arşı, halk edip durur ziya

 

Hem salat ile selâm olsun, devamı her zaman

Kim onun nuruyla halk oldu, bu alem ibtida

 

Cümle ussat, Şafii, hem Ahmet-i muhtar odur

Şol vakit cümle halayık, çağırınca nefsiya

 

 

Aline, ola dine, Ashab’ına, Etba’ına

Cümleten olsun, selât ile selâm-ı Kibriya

 

Hem Halifesi,Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali

Şerr’ini izhar edip, tuttu bunlar, elde liva

 

Tasdik-i Miraç eden, Ebu Bekir olmuş idi

Hem Veziri, hem Müşiri, hem Yar-i Garı Mustafa

 

Tahtı adlinde, sebat eyledi, Hazreti Ömer

Hakkı izhar eyleyip, dolanı idam, eddiydi da

 

Cami-i Kuran olan, Osman’ı sen bilmez misin

İki kez olmuştu, Damad-ı Resul-ü Kibriya

 

Ol erenler taht üzre, kurmuş idi ercivan

Hem sehavette kemal buldu, Ali’yy-ül Mürteza

 

Al-i Ashab’ı kamu, kemaliyle mevsuf idi

Siyyema Ashab-ı Suffa, siyyema Al’i Aba

 

Rahmetullahi aleyhi, bu Hanife O’l İmam

İctihadıyle münevver, oldu alem, pür-ziya

 

Geldi Şafii ve Malik, dahi Ahmet Hanbeli

İctihat ile bunlar, dellâl olup, etti nida

 

Afv edegör Ya İlahi! sen kamu müminleri

Rahmetinle yarlığagel cümleyi, Bari Huda

 

Bu Hudekoğlu’na Ya Rab! Eyle tevfikın refik

Fani olmazdan fena içre fena, kıl ver beka

 

     SEBEB-İ  TELİF-İ  KİTAP
Sagar-ı sahbanı gördüm, şimdi mestanım benim
Ta kıyamet haşrolunca, kala destanım benim

Nice kerre, tamire ikdam edip durdum ise
Sonucunda, yine harap kaldı bostanım benim

Güllerini dermeğe durdum ki sermaye kala
Korkarım kâr olmaya, hem satıla canım benim

Bilmezem sarik miyem, yoksa ki, kuttai’t-tarik
Akıbet katlime nispet, çıktı fermanım benim
Perdesin çekti yüzüne, geldi durdu karşıma
Gamz edip aklım aldı, mah-ı hubbanım benim

Bir hayal hameyi kıldım, bu bağın kapısına
Açayım bir kapı girsin, seyrine canım benim

Bağıma girsin rakip, canıma kast eylemesin
Ol sebebden rakabe, olmuştur ihsanım benim

Atıma bindim, ele dizginimi aldım, kavi
Ta ki bu yolda ola, bir zerre cevlanım benim

Nice bin fersah, bu mebdan icre, yürürler ise
Bana nisbet, yine hali kaldı, meydanım benim

Der ki Vehbi:” Ben bu yolda, başımı nezreyledim”
Ta ki, benden sonra, boş kalmaya harmanım benim
MESNEVİ

Meğer, günlerden birgün, fikre vardım
Nola, bir eserim olsaydı, dedim

Dua kıldım Hudaya, verdi evlat
Verip hem geri aldı, kıldı azat
Hüzn, kesb eyledi nefs, takdirinden
Çün vermiş idi, geri aldı, ondan

Beşer cinsi, eder evlâda rağbet
Muhabbet, şehvet-i evlattır, elbet

Ki zira, Hak kelâmında buyurdu
Cihanın şehveti, beş şeyde dedi

Nisa, evlât, sim u zer, dahi enam
Haraset madeni, hem hayli esvam

Eğer çün, fitnedirler bu kamusu
Beka için, aduvdur bu kamusu

Velâkin nefs, cüda olmadı ondan
Muhabbet eyledi, evlâda candan

Çün gördüm, bu cihanın yok bekası
Bekası olmayanın, ne vefası

Huda rahmet kıla, diyen bulunmaz
Fakir-i hayr-ı yâd, eden bulunmaz

Eğer ki, faide olmaz veletten
Ne olsa, cümle olur celepten

Velâkin, faideden hali değil
Eğer, tutarsa evlât, doğru sebil

Tarik-i hak tutan, evlât bulunmaz
Olursa binde bir, ancak bulunmaz

Çün, tutmayan sebil, çoktur tutandan
Sitem olur ataya, tutmayandan

Ki zira, cuma gecesinde, ey zad
Olur emvata arz, amal-i evlât

Veletten, tevbih olur atasına
Sitem olur, Huda’dan anasına

Çün, hayrsız olur evlât, nicesi
Ola mı, valideyne, faidesi

Nef-i murunu, kestim veletten
Nef-i esbabını, aradım ondan

Dedim, bir hayrı edeyim, revadır
Huda’dan ecrin isteyem, revadır
Şevkine, pek evla, salih veletten
Huda, faide vere bana, ondan

Duruşum, zayi olmaya katına
Duruşum, makbul ola hazretine

Okuyanlar dahi, ede duayı
Bu efkar ile kıldım, ibtidayı

Velâkin, nazm ile, kıldım anı ben
Mukaffa tecri-i, mergub-i ahsen

Çün, Ebna-i Zaman, nazmı severler
Nesirden manzumu ,ekser okurlar

Lisan-ı Türkiden, nazma getirdim
Ola bir nef-i am, kamuya dedim

İlahi, halis-i niyyet, bana ver
Riyadan, safi nefini, bana ver

Bu niyet ile, çün hutbeyi yazdım
Hemen bir gece, vakıamda gördüm

Görürben, bir azm-i mescit içinde
Bulundum dahi, niceler var onda

Görürüm Ceddimi, mergub-u mevrut
Ferid-i Asr-ı Sefa’nın oğlu, Mahmut

O, mescit içre, eder vaaz-i bendi
Hemen dem, iş bu ayeti okudu
Esteizü billah:

“Ve tilkel cennetülletı uristümuha bima küntüm ta’melun” Zuhruf  72

(İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur. )
Birazdan, fariğ oldu, vaz-ı bendden
Teveccüh kıldı, canibime, O’ndan

“Ey oğlum! Sen de vaazeyle” buyurdu
Bu söz ile, dil-ü canım doyurdu

Uyandım, saimi kıldım ziyade
Huda, nefsimi kıla izdiyade

Çün, ol vakit bu rüyayı görünce
Demedim, ta kitap ahir olunca

Çün, ahir oldu, okudı niceler
Sebeb-i telifini anladılar

Huda, nefini am, kıla kamuya
Müellifini, yakmaya tamuya

Kerim-u Ferd-ü, Ey Hallak! Allah
Şebab ömrümü, muşip eyle, Ey Şah!

Ömürle, hayır amel, kıl nasibi
Çün, sensin, cümle dertlinin tabibi

 

NULBE-İ NAZIM

 

Sinesinde tığ-ı aşk, devvar olanlar, ağladı

Malı mülkü terk edip, züvvar olanlar ağladı

 

Ab-ı Ruy’una suvar olup, kılıç üryan edip

Vadi-i Vahdet’lere, berdar olanlar ağladı

 

Kendini dellâla verip, dara ikrar eyleyen

Hayyı-Hu’yu bilmeyip, ebrar olanlar ağladı

 

Çünkü, bülbül gülşeninde, oldu mahzun-u na ümut

Cin, melek, efrad-ı cümle, mar olanlar ağladı

 

Bülbül-ü nara ve gülzara, gönül veren rakip

Rıh-ı aşk ile, dil-i nişan olanlar ağladı

 

Men aref sırrını bilip, hem keşf-i esrar eyleyen

La mekân şehrinde, sırr-ı esrar olanlar ağladı

 

Ruh-u ervah icre ruhun, rahin-i ruh eyleyen

Rahine ruhun, ruh-u ikrar olanlar ağladı

 

Çün,nesimi, erdi dimağın, gönlüne, Ya Vehbi’ya

Ol nesimin dalına, berdar olanlar ağladı

 

 

HATİMETTÜlL  KİTAP

 

Kitap, erişti cün intihaya

Sıpas-u, şükr-ü, hamd-ü, bi-nihaya

 

Selât ile selâm, olsun devamı

Muhammet Mustafa’ya, per devamı

 

Kamu Al’ına ,Ashab’ına O’nun

Dahı, Etbağ’ı, Ensar’ına O’nun

 

Kamu,taş ve ağaç sayısı ola

Dahı, deryada kum sayısı ola

 

Kamu, Yer ile Gök Ehli’n, duacı

Ola, Bu Vehbi’ya, var ihtiyacı

 

Huda fazl eyledi, kıldı mut-tamamı

Yazıp bir ayda, kıldım ihtidamı

 

Cün,bin üç yüz üç’e erdi Hicret

Şükrü çok eyledim, Bu Nazm’a gayret

 

Götürdüm nazma, kıssaslar’ı ben

Huda efdal eyle,kıldım cümle ahsen

 

Ve illa, gelmez elinden gedanın

Eğer ermezse, fazlı Kibriya’nın

 

Çün aslı,bir meniden halkolundum

Eğer bildirmese Hâk, ben ne bildim

 

İnayet eyledi Mevla, yettirdim

Bu kıssaları ben, nazma götürdüm

 

Tefsirleri aradım, kemahı

Bulup, derç eyledim bunda, kemahı

 

Ve lâkin, ihtisar eyledim ben gayet

Ne yerde,var idi, iki rivayet

 

İkiden, söyledim önce birini

Dahi ayruk demedim, ol birini

 

Dedi ki dahi, tay eyledim çok

Ne miktar mümkün oldu,eyledim yok

 

Okuyanlar, üşenmeye devamı

Okuya, bite, tez elden meramı

 

Onun için, ihtisar ettim ben, gayet

Kelâm, tezden bula dedim nihayet

 

Ricam budur, kıraat eden “İhvan”!

Ede bir fatiha, ruhuma ihsan

 

Eğer, var ise noksan, tabirinde

Veya, yanlış var ise, tefsirinde

 

Sevap eyle, O’nun sehvini, Ey Can!

Beşeriyette, var elbette nisyan

 

Küsür nazimine, yoktur diyesin

Kamu, ebna-i cinste, nedir, bilesin

 

Çün, insandır, eder elbette nisyan

Eğer etmezse nisyan, değildir insan

 

Kaçan bir beyti, sen zahir okursun

Onu, zahire muhalif görürsün

 

Hatadır deyü, cezm etme hemen dem

Ara ,gör,ta-i viladın olzamande

 

Cüda-ı vilbabı, meftuhdur devamı

Ara te’vilini, anla meramı

 

Eğer te’vlini bulmazsan, Ey Can!

Ara bir kamîli mürşiti, ihvan

 

Eğer bulmazsan, bir mahmîli sıhhat

Kamu,zahir ve batın, batıl elbet

 

Özürler dile bin, O’ndan benim, için

Dua edin, günahım affı için

 

Küsürümü, küsür bildim, bilesiz

Küsür affını, Hâktan isteyesiz

 

Duanız ,cün, benim için müstecabdır

Duanız, beyn-i ancak, bir hicaptır

 

Eğer, ben, bana edersem duayı

Arada, bin hicap var, istivayı

 

“Gizir ol” O’l Resulüllah buyurdu

Eğer dua ederseniz, buyurdu

 

Ola bir perde, duanız arası

Muhakkak makbul olur, maverası

 

Ve ker,bin perde olursa duada

Onun, var ihtimali, isticapta

 

Dediler, Ya Resulüllah! Nidelim

O Bir Perde, nicedir? Ne bilelim

 

Buyurdu, ede dua, herbiriniz

Ahırın suçun, elbet dileyesiz

 

Kişi, ahere duasıyle, beyni

Onun arasıdır, bir perde, yani

 

Kişi, kendine ederse duayı

Arası, bin hicap durur, istivayı

 

Benim hakkıma, siz, kılın dualar

Huda, af eyleye, cürm-ü hatalar

 

Sizi de af ede, Bar-i Taalâ

Bilâ hesap, koya Cennete Mevlâ

 

Kamu noksanları, nefisten bilesin

Olan ihsanları, Hâk’tan bilesin

 

Hususa, Bu Gedaya,kıldı ihsan

Götürdüm nazma bunları, kemakân

 

Var idi iştikalim, tanziminde

Müzakere var idi, kış gününde

 

Hemen, bir talip-i ihvan ile

Müzakere ederdim, Onlar ile

 

Huda, zihinlerin artıra daim

Tarık-ı Hakka, daim ede, Kaim

 

Tarık-ı Haktan, azdırma, İlah’i

Tarık-ı zalime, götürme penah

 

Dahi, üç kişi,çalışım var idi

Bunlar, üç dahi, Hacılar idi

 

Gece gün, Meclis’imde otururlar

Nice dürler, feşan olur görürler

 

Huda! Tevfik ide, batınlarını

Muvafık zahire, batınlarını

 

Kulun kalbini, ancak bilir Allah

Nice kul, kalbine kul ola, âgah

 

Ahmet MUTLUOĞLU

Üsküdar, 16.02.2008

 

 

CEVAP VER

veya