25 C
Trabzon
Salı, Haziran 27, 2017
50. KİMLİĞİMİZİN MÜHRÜ YAYLALARIMIZ

50. KİMLİĞİMİZİN MÜHRÜ YAYLALARIMIZ

22210
1

 

Yayla yerleşmeleri, koyun-keçi ve sığır sahiplerinin, hayvanlarını verimli otlaklarda kolayca besleyebilmeleri için, genellikle ilkbaharda çıktıkları, yaz boyunca kalarak sonbaharda alçak yörelere (mezra) ve kışın köylere göçtükleri, dağların orman örtülerinin üzerindeki, çayır-çimen alanlar ve buralarda kurulan, konut toplulukları ile temsil edilen geçici yerleşmeler olarak tanımlanır.(1)

Çaykara’nın yaylaları Of sahilinden giriş yapıp Solaklı Vadisi boyunca ilerleyip Çaykara’ya varırken genelde ve ağırlıklı olarak yarısına yakını vadinin sağında, yani Bayburt ve Sultan Murat tarafında; diğer yarısı vadinin solunda, yani Rize ve Kurtdağı tarafında; bir kısmı da ortada, yani bunların arasında kalır.

Kurtdağı, Of-Rize tarafındaki yaylalar şöyle sıralanabilir:

  1. Alaysa Yaylası, (Ulucami, , Akköse Mahalleleri Yaylası)
  2. Ancümah Yaylası, (Ulucami, Akköse Mahalleleri Yaylası)
  3. Batsiha Yaylası, (Yeşilalan, Baltacılı Mahalleleri Yaylası)
  4. Bayraklı Yaylası, (Taşören, Kayran Mahalleleri Yaylası)
  5. Buzpınar Yaylası (Mudakant), (Taşlıgedik Mahallesi Yaylası)
  6. Çahmut Yaylası, (Yeşilalan, Baltacılı, Taşören Mahalleleri Yaylası)
  7. Evoşka (Dumanlı) Yaylası, (Kayran, Taşören, Yeşilalan Mahalleleri Yaylası)
  8. Geriki Yayla (Derindere Mahallesi Yaylası)
  9. Kama Yaylası, (Yeşilalan, Baltacılı Mahalleleri Yaylası)
  10. Malakambos Yaylası, (Taşlıgedik, Çambaşı Mahalleleri Yaylası)
  11. Manaho Yaylası, (Ulucami, Akköse Mahalleleri Yaylası)
  12. Manoşar Yaylası, (Baltacılı Mahallesi Yaylası)
  13. Sarıkaya Yaylası, (Çayıroba, Akköse, Ulucami Mahalleleri Yaylası)
  14. Tsunis Yaylası, (Huş-Işıklı, Taşören Mahalleleri Yaylası)
  15. Tufa Yaylası 1, (Yeşilalan, Baltacılı Mahalleleri Yaylası)
  16. Tufa Yaylası 2, (Akköse, Ulucami Mahalleleri Yaylası)

Yapılan araştırmalar, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki yaylaların çok yakın bir zaman dilimi içinde kurulmuş olduğunu ortaya koymaktadır.

Nitekim yukarıda sıralanan yaylaların kuruluş hikâyeleri canlı olarak zamanımıza kadar gelmişlerdir. Çaykara-Taşören Mahallesi’nden (Ömeroğlu) Mehmet Asanoğlu (1905-2010), yapmış olduğumuz bir söyleşide şöyle anlatır:

“Çevremizde ilk olarak, köylere en yakın mesafede bulunan Evoşka (Dumanlı) Yaylası kurulur. Dumanlı’da da ilk evi dedem I. Mehmet (1809-?), şimdiki yaylanın dibinden geçen derenin kenarında inşa eder. Aradan otuz-kırk sene geçince, tamamen ağaçtan inşa edilen, günümüz deyimiyle “prefabrik” tipi evimizi söküp, Kapıkayaları Mevkii’nde yeniden inşa eder. Dedemin vefatından sonra da, babam II. Mehmet (1854-1919) evi tekrar söküp şimdiki yerine, çayırımızın içine taşır. Halen hizmet vermekte olan bu evimiz, 120-130 yaşlarındadır. Dumanlı’daki diğer yerleşimlerin tümü dedemden sonra yapılır ve yayla kurulmuş olur. Diğer yaylalar da, onu takip eder. ”(2)

Çocukluğumuz ve gençliğimiz boyunca, yaşlılarımızdan dinlediğimiz benzeri sözlü tarihe göre; çevremizde ikinci olarak, Çahmut Yaylası, öncelikle Kayalık Tepesi’nden başlanarak, köyümüzün de ilk kurucularından olan Hudekoğulları tarafından kurulur. Daha sonra diğer Taşörenliler (Zeleka) ve Holaysalılar (Yeşilalan) onlara eşlik eder. Zira o zamanlar Zeleka, Holaysa’ya bağlı bir mahalle konumundadır. Çahmut Yaylası sakinlerinden ve Yeşilalan Köyü’nün köklü ailesi Tabanoğulları’ndan, emekli din görevlisi olup halen İstanbul-Üsküdar’da ikamet eden, Şevki oğlu Osman Tabanoğlu (1946-…), Çahmut Yaylası’nın çok yeni olduğuna dair babaannesi Hanife Tabanoğlu’ndan duyduklarını şöyle nakleder:

“Devir, kuşaklar arası 20 yıllık bir fark hesabıyla takriben 150 yıl öncesine tekabül eden 1850’li yıllardır. Benim tanıyamadığım dedem Ömer Tabanoğlu’nun çocukluğunda yaylamız sadece 12 hanedir. Otlakların bolluğu sayesinde kalabalık miktarda küçük ve büyükbaş hayvan beslenir. Sağılan sütün yağı alınır gerisi yoğaltılamadığı için bahçeye dökülür. Zira herkesin bol miktarda hayvan beslemesi nedeniyle, artan ürünlerin satılıp değerlendirilmesine imkân bulunmaz. Babaannemin bu ifadesinden Çahmut Yaylası’nın en çok 200 yıllık bir tarihe sahip olduğu anlaşılmaktadır.”(3)

Dumanlı’nın ilk yayla olması, köylere yakınlığından; Çahmut’un Kayalık Tepesi’ne kurulması da, kayalığın ağaçsız açık alan olmasındandır. Zira çok yakın zamana kadar, çevre tamamen çam ormanları ile kaplıdır. Daha sonra kurulan Taşören (Bayraklı) ve Tufa Yaylaları da ormanların içinde, ağaçları keserek açılan arsalar üzerine çok yakın bir zaman içinde kurulur. Örneğin, dedem Kutri Ahmet Efendi (1872-1950) tarafından inşa ettirilen ve halen bize de hizmet vermekte olan yayla evimizin, 150 metre yukarıdaki top sahasından kesilen ağaçlarla yapılmış olduğunu defalarca dinledim, babaannem Kadahorlu Altuna Mutluoğlu (1898-1980)’ndan.

En son kurulan yaylalardan biri olan, Kurtdağı (Eğridere) Yaylası’nın kuruluşunu ise, halen 85 yaşında olan annem Lütfiye (Boz) Mutluoğlu (1932-…) net olarak hatırladığını beyan etmektedir. Diğer bir deyimle, bu yaylanın kuruluşu, çevrede halen hayatta olan yaşlıların çocukluğunda olur. Duvarlarla çevrili büyük çayırın açık alan yaylım yani otlak olduğunu halen hayatta olan onlarca insan biliyor her iki köyden.

Listedeki Alaysa, Batsiha, Buzpınar, Geriki Yayla, Kama, Malakambos, Manaho, Manoşar, Sarıkaya ve Tufa Yaylalarının kuruluşları da benzeri hikayelerle olur ve çok yenidir.

İlginç hikâyesi dolayısı ile, Tsunis Yaylası’na da kısaca değinelim: Tsunis (Arapça, تونس (4); anlamı, dağlar arasında korunaklı sıcak yer). Yaylanın hikâyesi hem çok yeni, hem de ilginçtir… Of’un Hanlut (Yaylaönü) Köyü’nde imamlık yapmakta olan ve halen mezarı Huş Mahallesi’nde bulunan Kürdo lakaplı Şeyh Ahmet Efendi (?-1904), kendisi gibi devrinin şeyhlerinden olan Huşolu Numan Efendi (1814-1896)’nin kızı Naile ile evlenir. Hanlutlular çok sevdikleri Şeyh Efendiye köyün merasından geniş bir alanı tapusu ile tahsis ederler. O da bu alanın en merkezi yerlerini hısımları Numanoğullarına (Soylu-Saylan) bahşeder, geri kalanını da 60, 80 ve 100 karış eninde parseller halinde diğer Huşolu ve Kadahorlulara satar. Böylece Tsunis Yaylası kurulmuş olur. Görüleceği üzere bu olay 1850 yıllarından sonra vuku bulmaktadır. Yani çok yenidir. Zira Şeyhin mezar taşı aynen şöyledir: Tarikati Aliyyei Nakşibendiyei Ziyaiye Meşayihinden Kürt Ahmet Efendi. El Fatiha, 1904. Demek ki, Tsunis’in kuruluşu rahmetli kadar taze ve yakın.

Sürmene ve Bayburt tarafındaki Sultan Murat Yaylalarını da şöyle sıralamak mümkündür:

  1. Ablayaras Yaylası 1, (Dernekpazarı Merkez Mahallesi Yaylası)
  2. Ablayaras Yaylası 2, (Uzuntarla Mahallesi Yaylası)
  3. Alt Mavreyas Yaylası, (Dernek Holo Köyleri Yaylası)
  4. Cerrah Yaylası, ( Ataköy Mahallesi Yaylası)
  5. Eğrisu Yaylası, (Akdoğan, Soğanlı, Köknar Mahalleleri Yaylası)
  6. Göl Yaylası, (Uzuntarka Mahallesi Yaylası)
  7. Görnek Yaylası, (Dernekpazarı Mahalleleri Yaylası)
  8. Hanırmak Yaylası, (Ataköy Mahallesi Yaylası)
  9. Kuşmer Yaylası, (Şahinkaya Mahallesi Yaylası)
  10. Limonsuyu Yaylası, (Dernekpazarı Mahalleleri Yaylası)
  11. Mahtala Yaylası, (Işıklı Mahallesi Yaylası)
  12. Öküzlü Yaylası, (Dernekpazarı Mahalleleri Yaylası)
  13. Parma Yaylası, (Dernekpazarı Mahalleleri Yaylası)
  14. Sarıkaya Yaylası, (Ataköy-Şahinkaya-Çamlıbel Mahalleleri Yaylası)
  15. Seydi Yakup Yaylası, (Sürmene, Köprübaşı, Of ve Dernekten 11 köyün Yaylası)
  16. Sıcakoba Yaylası, (Maraşlı, Kumlu, Koldere, Ataköy Mahalleleri Yaylası)
  17. Sultanmurat Yaylası, (Karma çarşı)
  18. Üst mavreyas Yaylası, (Uzuntarla Mahallesi Yaylası)
  19. Vartan Yaylası, (Ataköy Mahallesi Yaylası)
  20. Yurt Yaylası, (Dernekpazarı, Kabataş Mahalleleri Yaylası)

“28 Mart 1635’te İran-Revan seferi için İstanbul’dan ayrılan dördüncü Murat, Diyarbakır’dan yola çıkan veziri azam Tabanı Yassı Mehmet Paşa ile 17 Haziran’da Bayburt’ta birleşir.”(5)

“Böylece Sünür Ovası’nda beş gün geçiren Sultan 4. Murat, 25 Haziran Pazartesi günü, Demirözü ilçesine bağlı, eski adı Hayik yeni adı Kalecik menziline doğru yola çıkar. Ertesi gün Toloslar Köyü’nden Tercan’a ve oradan da yoluna devam ederek Revan’a varır.”(6)

Bu iki alıntıdan da anlaşılacağı üzere Sultan 4. Murat, Erivan Seferi esnasında bir haftaya yakın bir süre Bayburt yöresinde konaklar. İşte bu süre esnasında veya zayıf bir ihtimalle dönüşü esnasında, Limonsuyu’nda su içer beğenir, “limon suyu gibi” der; Sultanmurat’ta da Cuma namazı kılar ve her iki yer bu olaydan etkilenerek adlandırılmış olur.

Gerek Sultanmurat, gerekse Limonsuyu mevkileri, Karadeniz sahili ile Bayburt-Erzurum Ovalarını birleştiren kervanın üzerinde konaklama yerleridir. Günümüzde de yayladan ziyade kahveleri, lokantaları ve otelleri ile birer küçük çarşı niteliğindedirler.

Sultan Murat’ın yöreyi şereflendirdiği 1635 yılında, bu çarşıların haricinde ormanlarla kaplı arazide mevcut bazı açık otlaklarda koyun sürüleri yazlamaya henüz başlamıştır. Nitekim o yıllarda Paçan (Maraşlı) Köyü sakinlerinden kalabalık bir sürünün sahibi Azaklıoğlu, köy ve çevresi tarlaya dönüştürülüp otlak kalmayınca, sürüsünü çobanları ile Ataköy (Şinek) mezralarına gönderir. Ataköylüler de toplanarak yaylımlarının kendilerine lazım olduğunu belirterek çobanları kovalar. Çaresiz kalan çobanlar, sürüyü alıp ormanlara dalar. Rampalı düzlü, birkaç saatlik yürüyüşten sonra çimenli, açık ve nispeten düz bir alana varırlar. Koyunlar otlamaya dalar ve karınlarını doyurur. Geceyi orada geçirip ertesi gün de sürüyü otlatmaya devam ederler. Sonraki üç gün boyunca aynı işlemi sorunsuzca ve kimseleri rahatsız etmeden devam ettirince, aralarından birini durumu anlatması için patronları Azaklıoğlu’na gönderirler. Ertesi gün çıkıp gelen Azaklıoğlu yeri beğenir. Çevreyi araştırırlar. Meskûn mahalle rastlamayınca, orada yazlamaya karar verir Azaklıoğlu. Ormandan ağaç kesilir, çevreden taş toplanır, ağıllar, kulübeler yapılır derme çatma; böylece Sıcakoba yaylasının temelleri atılmış olur.

Benzeri şekilde, yeni teşekkül eden Holo Köyleri sakinleri de Parma Yaylası’nın temellerini atarlar o yıllarda. Kısa sürede her iki yaylak şenlenir, kalabalıklaşır. Otlak münakaşa ve kavgaları olur. İş mahkemeye aksar ve mahkemeleri, 1900’lü yılların ortalarına kadar devam eder ve 1930’da sonuçlanır.

Paçanlıları gören Hopşera (Soğanlı ve Akdoğan) Köylüleri de Eğrisu Yaylası arazisini sahiplenerek yaylanın temellerini atarlar.

Yeni yerleşimlerle kurulup kalabalıklaşan Şur (Şahinkaya) Köylüleri geç davranıp müsait açık alan bulamayınca, biraz daha Bayburt’a yaklaşarak maceralı bir şekilde Kuşmer’i yayla edinirler. Maceralarını kendilerinden alalım isterseniz:

”Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi sırasında Osmanlı ordusuna yaptığı yardımlar nedeniyle Pulur Beyi’ne vakfedilen arazinin bir bölümü, Kuşmer Yaylasıdır. Önceleri Rizeliler, yılda 200 okka yağ icar karşılığı, Kuşmer Yaylası’nda büyük ve küçük baş hayvanlarını barındırırlardı. Rizeliler yazları Kuşmer’e gidip gelirlerken Şahinkaya’da konaklar ve Şahinkayalılarla arkadaşlık kurarlar ve bir kısmını yanlarına alarak beraberce sürülerini yayarlardı. Daha sonra, Kuşmer Yaylası uzak olduğu için Kaçkarların eteklerindeki başka yaylalara çıkmaya başlayan Rizeliler 1850’li yıllarda Kuşmer’i terk ederler. Şur’dan yedi, Şinek’ten sekiz sürü sahibi hane, Kuşmer’e icar karşılığı gitmeye başlar. 1890’lı yıllara gelince kalabalıklaşıp güçlenince de, icarı keserler. Şurlu yerleşimcilerle Pulur vakfı yöneticileri arasında yaklaşık 60-70 yıl süren intifa davası, Pulur Beyleri lehine sonuçlanır ise de Şahinkayalılar bir yolunu bulup Kuşmer Yaylası’nın vakıfnamesini iptal ettirirler. Yayla, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilir. Daha sonra, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kuşmer Yaylasını, 20.000 TL değerle ve 5 eşit taksitle ödenmesi kaydıyla Şurlulara satmaya karar verir. Bakanlar Kurulu kararıyla satış onaylanır. Ayrıca, 3.000 TL ecr-i misil ödenmesi de kararlaştırılır. Taksitlerin son ödeme tarihini takip eden, 08.08.1947 tarihinde de Kuşmer’in tapusu, Of Kazası’nın Şur Köyü tüzel kişiliğine tescil edilir.”(7)

Bir de davası halen devam etmekte olan Seydi Yakup Yaylası vardır ki, hikâyesi dillere destandır. İki yüz yıl kadar önce, o zaman Sürmene ve Of ilçelerine bağlı ve ağırlıklı olarak Holo Köyleri diye anılan bölgeden Hacıkerimoğlu namında bir sürü sahibi köyünden çıkıp sürüsünü yazlayacağı bir yer aramaya koyulur. Bölge yaylaları kuruluş aşamasında olmasına rağmen yakınlarda yaylak edinemez. Boş alan bulabilmek için konaklaya konaklaya iki üç gün ilerler. Nihayet Soğanlı Dağları arasında boş bir alan bulur ve orada konaklar. Günlerce, haftalarca ve hatta birkaç ay rahatça sürüsünü otlatınca orayı yaylak edinmeye karar verir. Hayvanları için barınaklar, insanları için obalar inşa ettirir. Sonraki yıllarda, sürü sahibi arkadaşlarını da yanına alır; birkaç hane olurlar. Derken yakınının yakını, duyan gelince birkaç yıl içinde yayla oluşur. 1960’lı yıllarda büyükbaş hayvan sayısı 2500, koyun-keçi sayısı 10.000’lere ulaşır. Halen Sürmene, Of, Dernekpazarı ve Köprübaşı ilçelerinden 11 köye mensup insanların yaylak yeridir Seyit Yakup Yaylası. Ne var ki toprakları Bayburt sınırları dâhilindedir. Belli bir köye ait olmadığı için muhtarı yoktur. Çözüm olarak belli sürelerle ahali bir yayla başkanı seçer, işlerini onun aracılığı ile takip etmeğe çalışırlar. Kuruluşunu müteakip Bayburtlularla davalıdırlar ve davaları halen de devam etmektedir. Yol, su, elektrik gibi zaruri ihtiyaçları için müracaat ettikleri kurumların Trabzon tarafındakilerinden, “araziniz Bayburt toprağıdır müdahale edemeyiz”; Bayburt tarafındakilerinden ise, “Trabzon nüfusuna kayıtlısınız, işlem yapamayız” babında cevaplarla ve dertlerine deva bulamadan ayrılmak zorunda kalmakta olup yaylalarına halen tüzel kişilik kazandıramamışlardır. Zaten davaları da henüz sonuçlanmamıştır.

Çaykara’nın bu iki ana grup yayları arasında ve özellikle Uzungöl, Karaçam ve Köknar Mahallelerinin dağlara doğru devamında epey yaylası daha mevcuttur. Bunların da şöyle sıralayabiliriz:

  1. Arapdere yaylası, (Karaçam Mahallesi Yaylası)
  2. Büyük Yayla, (Demirkapı Mahallesi Yaylası)
  3. Gacet Yaylası, (Karaçam Mahallesi Yaylası)
  4. Glisura Yaylası, (Demirli Mahallesi Yaylası)
  5. Gudi Yaylası, (Yaylaönü Mahallesi Yaylası)
  6. Karester Yaylası, (Köseli, Taşkıran, Taşlıgedik Mahalleleri Yaylası)
  7. Küçük Yayla, (Demirkapı Mahallesi Yaylası)
  8. Limni Yaylası, (Köknar, Taşkıran Mahalleleri Yaylası)
  9. Lustra Yaylası, (Demirli, Yaylaönü Mahalleleri Yaylası)
  10. Multad Yaylası, (Çambaşı Mahallesi Yaylası)
  11. Salimodi Yaylası, (Demirli Mahallesi Yaylası)
  12. Star Yaylası, (Karaçam Mahallesi Yaylası)
  13. Şekersu Yaylası, (Yaylaönü, Taşlıgedik Mahalleleri Yaylası)
  14. Şeyhi Yaylası, (Köknar Mahallesi Yaylası)
  15. Tabanoz Yaylası, (Köseli Mahallesi Yaylası)
  16. Turnalı Yaylası, (Karaçam Mahallesi Yaylası)

Bu bölgedeki yaylaların tarihi de ait oldukları köylerin tarihine bağlı olarak çok yenidir. Zira bu yayla sahiplerinden, Karaçam-Köknar-Demirkapı Köyleri 1553, Çambaşı-Köseli-Taşkıran-Taşlıgedik Köyleri 1876 ve diğerleri daha sonraki tarihlerde yazılı kaynaklarda belirmeye başlarlar.(8) Daha önce birkaç haneden müteşekkil, eski köylerin küçük birer mahallesi iseler de henüz kamil manada meskun mahaller değildirler. Dolayısı ile yaylaları da Türklerin buraları şenlemesinden sonra kurulur.

Yukarıda kısaca özetlediğimiz bilgiler, Fetih (M. S. 1461) öncesi bölgemiz sakinlerinin yaylacılık geleneğinin bulunmadığının da göstergesidir. Bu durumda yaylalarımızın, Fetihten sonra, ağırlıklı olarak, Kafkaslar, Konya ve Maraş üzerinden gelen ve yaylacılık geleneği bulunan, Türk kökenli atalarımızın, bölgemize ulaşmaları ve yerleşmelerinden sonra kurulduğu anlaşılmaktadır. Zira birçok sülâlenin, köydeki arazileri toplu olarak, bir arada olmasına rağmen, yayla arazileri, ya farklı yaylalarda, ya da aynı yayla içinde farklı mahallelerdedir. Örneğin, Taşören Köyü’nde, köy arazileri köyün girişinde ve bir arada olan Hudekoğulları’nın bir kısmı Çahmut Yaylası’nda, bir kısmı da Taşören Bayraklı Yaylası’ndadır. Arazileri, köyümüzün orta kısmında bir arada bulunan Çiftçioğulları’nın yaylaları, Dumanlı (Evoşka) ve Taşören Bayraklı yaylalarının değişik mahallelerine dağılmıştır. Keza, köyümüzün Boğa Mahallesi’ne, İkizdere’nin İksenit Köyü’nden gelip 1750 yıllarında yerleşen Ömerefendioğulları (Aydın) Sülalesi’nin, köyümüzdeki ilk ataları İksenitli Ömer’in iki üç kuşak sonraki torunları, yaylaların oluşumuna paralel olarak, Tsunis ve Taşören Bayraklı yaylalarına dağınık bir şekilde konuşlanmıştır.

Benzeri örnekleri yukarıda net olarak görmek mümkündür. Aynı köy ahalisinin, peyderpey ve farklı zamanlarda köye gelip yerleşmeleri sebebiyle yaylaları farklı olabilmiştir. Zira sonradan gelenlerin, komşularının yaylalarında yer bulmaları her zaman mümkün olmamıştır.

Net olarak biliniyor ki, bölgemizin bizden önce sakinlerinin ana vatanı olan Roma Şehir Devleti’nin bulunduğu İtalya, komşuları İsviçre ve Avusturya, bölgemiz gibi dağlık olmasına rağmen yaylacılık gelenekleri yoktur. Aynı durum tüm Avrupa için de geçerlidir.

Keza yaylacılık kültürünün, geçimi hayvancılığa dayanan ve buna dayalı olarak otlak bulabilmek için yazın farklı, kışın farklı yerlerde yaşamayı yaşam biçimi olarak benimseyen, konargöçer Türk boylarına has bir yaşam biçimi olduğu Tarihi bir vakıadır.

Bu bakımdan, kartallar gibi yükseklerde seyreden göz bebeğimiz yaylalarımız, Asya kökenli kimliğimizin açık delilleri ve mühürleridir.

“Her Türk aşiretinin bir ırmağı olduğu gibi bir de dağı vardı. Irmak kenarı onun kışlağı ise, dağ da yaylağı idi,” der Ziya Gökalp. (9)

Yahya Kemal da devam eder: “Yayla yavaş değil, sabırlıdır. Ağır değil, temkinlidir. Çıplak değil kapalıdır. Yayla, Türk’ün beşiği, yayla Türk’ün son sınırı, yayla biraz da Türk’ün kendisidir.” (10)

 

Ahmet MUTLUOĞLU

İstanbul-Çamlıca, 27.03.2017

 

KAYNAKLAR:

Türkiye Yaylacılığındaki Değişme Eğilimleri ve Başlıca Sonuçları, Prof. Dr. Hayati DOĞANAY, Yrd. Doç. Dr. Ogün COŞKUN, Doğu Coğrafya Dergisi http://docplayer. biz. tr/17456605-Turkiye-yaylaciligindaki-degisme-egilimleri-ve-baslica-sonuclari-tendencies-of-change-in-turkey-yayla-activities-and-their-main-outcomes. html#show_full_text )

  1. Mehmet Asanoğlu, Mehmet oğlu, (1905-2010)
  2. Osman Tabanoğlu, Şevki oğlu, (1946-. . . )
  3. https://tr. wikipedia. org/wiki/Tunus_(%C5%9Fehir)
  4. http://www. ihvanlar. net/2014/05/02/osmanli-iran-savaslari/
  5. http://www. bayburt. net/doc-_dr-_yunus_ozger/osmanli_padisahi_4-_murat_sunur_ovasi—nda
  6. http://www. sahinkaya. org. tr/kusmer-yaylasi/
  7. Ahmet Mutluoğlu, Çaykara’nın Gerçekleri, http://www. caykaragundem. com/haber/caykaranin-gercekleri-5261. html, https://www. caykaragazetesi. com/caykara-ile-ilgili-ezber-bozan-bir-yazi/
  8. Ziya Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi.
  9. http://www. uslanmam. com/showthread. php?t=27861&p=42269
  10. Ahmet Gürsoy, Mehmet Oğlu, (1923-…)
  11. Lütfiye Mutluoğlu, Numan kızı, (1933-. . . )
  12. Ahmet Şenocak, Mehmet Oğlu, (1946-…)
  13. Dursun Bıyık, Mustafa Oğlu, (1947-…)
  14. Mustafa Soylu, Mehmet Ziya Oğlu, (1948-…)
  15. Kâmil Erdem, İsmail Oğlu, (1957-…)

1 YORUM

CEVAP VER

veya