16 C
Trabzon
Salı, Ekim 15, 2019
32. ZELEKA MEDRESELERİ VE ZELEKA’DA YETİŞEN OFLU HOCALAR

32. ZELEKA MEDRESELERİ VE ZELEKA’DA YETİŞEN OFLU HOCALAR

0
1298

Of Boğazı’nda yer alan Zeleka’da, diğer köylerde olduğu gibi her dönem medrese eğitiminin aralıksız ve yoğun bir şekilde devam ettirildiğine dair özellikle sözlü bilgiler günümüze kadar aktarıla gelmiştir. Bu durum Of Boğazı köylerinin tümü için geçerli olan bir vakıadır. Ancak şekil ve şemailinin, müfredatının, sınıflamalar ve kademelendirilmelerinin, öğretilen ders ve konularının giderek unutulması; günümüz araştırmacılarını zora sokmakta ve ulaşılan bir takım Tarihi Vesikanın yorumlanmasında zorlanmalara ve bazen de ciddi şüphe ve yanlışlara sebep olmaktadır.

Osmanlı’da Tanzimatla başlatılan yeniliklerden biri de, her vilayetin yıl sonu itibari ile bir nevi yıllık diyebileceğimiz “Salname” yayınlamaya başlaması olmuştur. 1864 yılından itibaren başlatılıp 1904 yılına kadar devam eden bu uygulama, Trabzon Vilayeti’nde ilk defa 1869 yılında hayata geçirilir. Salname, “Genel olarak geçmiş yılların veya bir yılın bütün olaylarını, her türlü icraatını, istatistik, ticaret, sanayi, iktisat, tarih, fen ve biyografi bilgilerini özet halinde ihtiva etmek üzere her sene hazırlanarak yayımlanan eserler” hakkında kullanılan bir tabirdir. (1)

İşte bu salnamelerden 1869 yılında yayınlanan ilkinde, Trabzon Vilayeti’nin eğitim durumu özetlenirken, Of Kazası’nda 350 medresede 2364 öğrencinin öğrenim gördüğünün kaydedilmesi günümüz araştırmacı ve yazarlarını hayretlere düşürüp şaşırtmakta ve hatta şüphelenmelerine, daha da ileri, giderek kendilerince düzeltici yorumlarına sebebiyet vermektedir. Zira aynı kaynakta, aynı dönemde il merkezi de dâhil, diğer bütün ilçelerdeki medrese toplamı bundan düşüktür.

“Of – Çaykara – Dernekpazarı ve Hayrat’ın ilim seviyesi, o günün şartlarına ve memleketin diğer bölgelerine göre çok yüksekti. Bu bölge, ülke çapında meşhurdur. Nitekim 1869 tarihli Trabzon Vilayet Salnamesi’ne göre, bütün vilayette bulunan 397 medresenin 350’si yalnız Of’ta, 11’i Trabzon merkez ilçede, 11’i Vakfıkebir’de, 1’i Akçaabat’ta, 8’i Sürmene’de bulunmaktaydı. Geri kalanlar diğer kazalardadır. Bu medreseler yüksek tahsil kurumları olduğundan dolayı öğrenim için başka bölgelerden bu kurumlara gelinirdi. Bu sayıma göre vilayetteki medreselerin % 90’ı Of’ta bulunmaktaydı. Aynı şekilde 82 müderrisle vilayetteki müderrislerin % 80’ine, 2364 öğrenci ile tüm öğrencilerin % 70’ine sahipti. ”(2)

Bizi bu yazıyı hazırlamaya sevk eden sebep ise, özellikle son yıllarda bazı kaynakların, bize göre kestirme bir mantıkla, yukarıda bahsi geçen sayı ve oranları abartılı bulmaları ve gerek yazılı ve gerekse sözlü olarak bu yoldaki kanaatlerini kamuoyu ile paylaşmaları olmuştur. Bu bağlamda bilginin sehven yanlış yazıldığı, mantıklı görülmediği v. s. gibi fikirler beyan etmekte ve belirtmektedirler. Ne var ki bu ve benzeri tutum ve beyanlar, tarihi vesikalara karşı şüphelerin oluşmasına ve tarihi olgulara karşı zihinlerin bulanmasına sebebiyet verebilmektedir.

Örneğin, Of Nüfus Defteri (1834) adlı eserin 8. sayfasının son paragrafında, şu ifade mevcuttur: “Kazanın dikkat çeken bir hususiyeti de, bölgedeki eğitim faaliyetleridir. 1869 Trabzon Vilayet Salnamesi, Of Kazası’nda 350 medresenin varlığından bahsetmektedir. Daha sonraki salnamelerde bu rakama tesadüf edilmemesi, bu rakamın yanlış olabileceğini düşündürmektedir. 350 yerine 35 rakamı akla daha yakın gelmektedir. Ancak bu rakam bile bölgedeki diğer yerleşim birimlerindeki medreselerin toplamından fazladır.” (3)

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bahis olunan dönemde Of Boğazı’nda ve Trabzon Vilayeti genelinde eğitim; Kuran-ı Kerim’i ezberleme yani hafızlık yapma, Arapça Dil ve Dil Bilgisi yanında Hadis Usulü, Fıkıh Usulü, Tefsir ve Feraiz gibi öğrencileri imamlığa hazırlamaya yönelik derslerle yürütülmektedir. Şekil olarak da, her köyün camii, müştemilatı ile birlikte medrese, imamı da bu medresenin hocasıdır. Talebe okutur, hafızlık ve imamlık şahadetnamesi (diploma) verme yetkisini haizdir. Bunun yanında, her köyde liyakati devletçe tanınmış, şahadetname vermeye yetkili ve Efendi diye anılan hocaefendiler de, evleri yakınında münasip bir mekânda, evlerinin bu amaçla bina edilmiş müştemilatında veya uygun salonlarında camideki müfredata paralel eğitim icra ederler ve bu eğitim sonunda öğrencilerine çevredeki hocalardan müteşekkil bir komisyonun huzurunda ve halkın geniş katılımı ile yapılan değerlendirme ve merasimle şahadetname verirlerdi. Dolayısı ile bu eğitim mekânları da medrese addedilirdi. Bu sistemde hocalar öğrencilerinden, küçükleri eğitmek üzere yardımcı öğretmen olarak da yararlanır ve onları aynı zamanda öğretmenliğe hazırlarlardı. Gerek cami imamı, gerekse özel medrese hocalarının ücreti köy halkı ve öğrenci velilerince karşılanırdı. İstisnaî bir uygulamayla da, son dönemde bazı hocalar “dersiam” ve “müderris” sıfatları ile devletçe maaşa bağlanmıştı.

Örneğin, köyümüz Zeleka’da, Büyük Dedemiz Kutri Mehmet Efendi (1830-1905) tarafından 1880’li yıllarda yaptırılan ve halen de hizmet vermekte olan 150 metre kare büyüklüğündeki evimizin güney yönünde bulunan ve evin üçte birlik alanını kapsayıp “büyük çardak – büyük hayat” diye anılan, geniş bir salon ile bu salona açılan bir oda, özel olarak bu işe tahsis edilmişti. Gerek Büyük Dedemiz Mehmet Efendi ve gerekse oğlu Dedemiz Ahmet Efendi (1872-1950), büyük salonda talebe okutur, misafir ağırlar ve bu salona açılan ve halen de misafir odası olarak kullandığımız odayı da, şahsi eşya ve kitaplarını muhafaza ettikleri özel odaları olarak kullanırlardı. Belirtmek gerekir ki, babamız Hacı Hafız Mustafa Mutluoğlu (1927-1993) ve amcamız Hacı Hafız Mehmet Hulüsi Mutluoğlu (1926-2015) da medrese sistemi ile burada yetişmiş ve hayatlarını imamlıkla idame etmiş Oflu hocalardandır.

Evde özel (paralı) eğitim diyebileceğimiz ve ülkenin her tarafında örneklerine rastlanan bu eğitim sisteminin Of Boğazı’nda emsali görülmemiş bir başarıya ulaştığı, tartışılmaz bir gerçektir. Anadolu topraklarında Oflu Hocanın ayak basmadığı bir yerin olmaması, Oflu Hoca tabiri ve namının ülke sınırlarını aşması rastgele bir olgu değildir. Ne o zaman, ne de şimdi Of Boğazı ahalisi, dini eğitim ve bilgi bakımından Trabzon Vilayeti ve çevre illerinin herhangi biri ile mukayese edilebilir. Bu bir rastlantı değil, o günlerden günümüze aktarılan bir mirastır.

Bu gün bile her Oflu, Çaykaralı veya Dernekpazarılının girdiği bir camide imam yoksa öne geçip namazı kıldırabilecek bir donanıma sahip olması bunun bariz göstergesidir. Nasıl ki Rize, çayı; Yomra, fındığı; Akçaabat, tütünü ile biliniyorsa; Of Boğazı da Hocası ile tanınmıştır. Tarihi bir gerçek olarak olay bundan ibarettir.

1869 Tarihli Trabzon Vilayeti Salnamesi’ndeki bilginin doğruluğunu, yakinen görebilmemiz için, 1800’lü yılların son ve 1900’lü yılların ilk çeyreğinde, Zeleka ve çevresindeki Huşo ve Limli Mahallelerinde eğitim durumuna bir göz atmamız yeterli olacaktır. Toplamı 200 hane civarında bulunan bu yerleşim birimlerinde, üç cami vardır ve bunlarda yukarıda belirtilen şekilde öğrenci okutulur. Diğer taraftan, bu 50 yıllık zaman diliminde evinde medrese usulü hafız, hoca (öğretmen) ve imam yetiştirip icazet veren hoca efendilerin bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

01- Huşolu Numanoğlu Numan Efendi (1813-1896)

02- Huşolu Hungaroğlu Şeyh Ahmet Efendi (Kürdo)(…-1896)

03- Hudek Ali Efendi, (1855-… )

04- Huşolu Numanoğlu Behzat Efendi (1856-1923)

05- Hudekoğlu Numan Efendi (1860-1922)

06- Huşolu Şakoğlu Kasım Efendi (1861-1953)

07- Hudek İlyas Efendi (1863- 1928)

08- Limlili Çolak Mustafa Efendi (1864-1942)

09- Taka Hasan Efendi (1870-1925)

10- Gavuş İbrahim Efendi (1870-1957)

11- Kutri Ahmet Efendi (1872-1950)

12- Çifoğlu Şerif Efendi (… – 1928)

13- Cevahir Ahmet Efendi (1877-1962)

14- Kutri Salih Efendi (1879-1948)

15- Ömeroğlu Ahmet Efendi (1888-1968)

Görüldüğü gibi, 200 hanelik bir yerleşim biriminde ve belli bir zaman dilimi içinde, evininin bir bölümünü veya müştemilatını veya uygun başka bir mekânı özel medrese olarak tahsis edip eğitim veren, ilk akla gelen 15 hoca efendinin bulunması kayda değer bir husustur. Bunların bir kısmının zaman zaman öğrencisiz kalabileceğini de göz önüne alarak, tespitin yapıldığı 1869 yılında, yarısının ders verdiğini kabul etsek bile camilerdeki medreselerle ortalama 10 medrese eder. O yıllarda Of Boğazı’nda 90 civarında köyün bulunduğu aynı kaynakta sabit olduğuna göre, 350 rakamının hiç de abartılı olmadığı rahatlıkla anlaşılır.

Of Medreseleri nasıl kurulur, neler öğretir, çağının önünde midir, gerisinde midir gibi sorular her zaman sorulabilir, araştırılabilir, ortaya konabilir, hatta bu medreseler eleştirilebilir de; ancak varlıkları, yüz yıllarca ülkemizin kaderine etkileri ve hatta günümüzde bile din eğitimi ve hizmetleri üzerinde söz sahibi olmaları asla inkâr edilemez. Günümüzde bile diyorum zira başta Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, Prof. Dr. Mehmet Okuyan gibi günümüzün en yetkin ilahiyatçılarının önemli bir bölümü bu ekolün devamıdır.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımızda bile, Küçük Cevahir olarak anılan köyün Son Efendisi Hacı Efendi (Hacı Hafız Ahmet Hamdi Seçilmiş (1909-1991), İbrahimzade Hacı Hafız Mustafa Gürsoy (1926-…), Hacı Şükrüzade Hacı Hafız Mehmet Kara (1928-…), Emekli Vaiz Hacı Hafız Ahmet Arslantürkoğlu (1928-…), Hafız Alibey Arslantürkoğlu (1933-1995), Hacı Hafız Ahmet Tuncer (1933-2003) gibi Hoca Efendiler, evlerinde özellikle hafızlık ve düzgün Kur’an okuma eğitimlerini devam ettirmişler ve onlarca hafıza icazet vermişlerdir.

Netice-i kelam: 1600’lü yıllarda köy statüsü kazanan Zeleka var oldu olalı, dini eğitim veren irili ufaklı medreseleri de var olmuştur. Bu bağlamda yer aldığı Of Boğazı, ülkenin her tarafında ve yurt dışında cami imamlığı, vaizlik, müftülük gibi görevleri ifa eden ve halen de etmekte olan ve sayıları binlerle ifade edilebilecek din adamı yetiştirmiştir. Bir taraftan Yüce Dinimizi imkânları oranında öğrenip öğretmeye devam eden, diğer taraftan bu görevleri meslek edinip dünya maişetini temin etmek suretiyle dedelerimizi, babalarımızı ve bizleri besleyip yetiştiren bu Hoca Efendileri minnet ve rahmetle anmak yerine varlıkları üzerinde şüpheyi çağrıştıracak ifadeleri sözlü ya da yazılı olarak sehven de olsa dile getirmek çok acele düzeltilmesi gereken bir yanlıştır diyor ve tüm geçmişimizi rahmetle yâd ediyorum.

ahmetms

Ahmet MUTLUOĞLU

Çamlıca, 27.03.2015

KAYNAKÇA:


  1. (Trabzon Salnameleri –
    yahyaduzenli. blogspot. com 31 Ağu 2009 )
  2. Of Medreselerinin Tarihi Fonksiyonelliği, Mehmet Günaydın, KSÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2008
  3. Of Nüfus Defteri 1834, Sezgin Demircioğlu, Süleyman Bilgin, İstanbul 2011

 

CEVAP VER

veya

Solve : *
19 + 21 =