16 C
Trabzon
Salı, Ekim 15, 2019
29. BAKA ÇAYIR

29. BAKA ÇAYIR

0
1136

“Saraç’ın Kayası” yazımızla çok yakın bir geçmişte köyümüzde Saraçoğulları adıyla bir sülalenin yaşadığını ancak şimdi kendilerinden hiç bir haberimizin olmadığını ve kimi zaman insanın değerinin bir kayadan bile daha az olduğunu belirtmiştik; çünkü Saraç’ın Kayası hala yerinde ve biliniyordu.

Ya “Baka Çayır”!.. Hiç düşündünüz mü, yaylamızın dibindeki vadiye neden Baka Çayır diyoruz. Düşünenimiz yok denecek kadar az, değil mi! Yıllarca inek beklediğimiz, Kanlı Göl’ünde yüzdüğümüz yerin adını hep söyledik ve andık ama nereden geldiğini ben dahil hiç birimiz sorgulamadık.

Özellikle yaz başlarında, ilk yaylaya çıktığımız, havaların soğuk, yağışların vahşi, gök gürültülerinin korkutucu ve yıldırımlarının öldürücü olduğu, bazı yıllar kırk santime varan karın yağdığı zamanlarda; ahırda aç kalmasın, üşümesin diye daha sıcak ve korunaklı ve çoğu zaman karın tutunamadığı Baka Çayır’a indirilirdi inekler. Herkes Baka Çayır şöyle sıcak, Baka Çayır böyle açık diye tekrarlar dururdu gün boyu. Ama niçin Baka Çayır? Nereden geliyor bu isim? Sorgulamazdı hiç kimse. Dert o değildi ki zaten. Dert inekler, soğuklar, geçim ve beslenmeydi.

“Of Nüfus Defteri 1834” adlı kitabın Zeleka ile ilgili bölümünü ilk okuduğum zaman 394. sayfasında Zeleka’nın 186. hanesinde kayıtlı 40 yaşındaki Sarı Bıyıklı Bakalaoğlu İbrahim kaydını görünce gülüp geçmiştim ilk önceleri. Ne Bakala’sı, bizim köyde böyle birileri yok ki. Hiç duymadık ki böyle birilerini diye düşünmüştüm. Başka köyde yaşayan insanları yanlışlıkla Zeleka listesine eklediler; zaten Yeşilalan’da halen de Bakkal soyadı mevcut, onlardan karıştırdılar diye söylendim kendi kendime. Ama daha sonra konuyu dost oturumlarında konuşunca Baka Çayır aklımıza geldi ve irdeledik konuyu. Öyle ya Koca Baka Çayır upuzun yerinde duruyor ve her şeye rağmen orijinal adı ile anılıyor olduğuna göre, bir yerden geliyor olmalıydı ismi.

Kaynaklarda “Bakala”, yaylamızdaki çayırları ile “Baka” diye anılan bu rahmetliler acaba bakkallık mı yapmışlardı bir zamanlar? Of’ta mı, Kadohor (Çaykara)’da mı, yoksa köyde yaylada mı yapmışlardı bu işi? Gülmeyin köyde yaylada deyince. Bir zamanlar yaylamızın orta düzlüğünde küçük bir çarşının mevcut olduğuna bizim tanıdığımız yaşlılar tanıklık etmişti. Aynı zamanda kasap ve manav işlevini de gören bakkallar, otel ve kahve görevini ifa eden hanlar,  lokanta işlevini de icra eden fırınlar, terziler, çapula (ayakkabı) tamirci ve imalatçıları, kazma kürek, orak, tahra, balta v.s. tamiri yapan demirciler vardı bu çarşıda. Bir benzeri de, Çahmut diye bilinen benim “Yedi Tepe Yaylası” diye andığım komşu yaylamızda mevcuttu.

Bayraklı Yaylası Çarşısının son dükkânının Öğretmen Ali Taka’nın (1933-…) babası Mehmet Taka (1902-1932 )’ya ait olduğu ve 1920’li yılların  bir yazında, kumar oynatılıyor zannı ile , o devrin ileri gelenlerinden Osman Taka (1883-1951) tarafından yıktırılması ile çarşının da tarihe karıştığı bilinmektedir.

Halen bakkaliyesi, kasap bölümü, çay salonu ve apart oteli ile temsili bir AVM (Alış Veriş Merkezi) şeklinde hayatiyetini devam ettiren Çahmut Çarşısı’nın,  fırın dahil son bir kaç dükkanının ben de şahidiyim.

Bu çarşılar, sadece bu köyler halklarına değil, aynı zamanda kalabalık nüfuslara sahip dağ köyleri ahalisinin zorunlu Çaykara, Dernek Pazarı, Taşhan Pazarı, Of, Sürmene ve nihayetinde Trabzon iş ve alışveriş seyahatleri, sahil köy ve kasabalılarının yazlık yaylalara göç seyahatleri esnasında  “Yolcu” diye tabir edilen kalabalık insan ve beraberlerinde yüzlerce ve bazen binlerce baş koyun, keçi, inek, manda, at, eşek ve köpek gibi hayvanlarına da hizmet veren ticari merkezlerdi.  Günümüzdeki Sultan Murat Çarşısı gibi.

Velhasılıkelâm; köyümüzde Bakkal namı ile yaşamış bir sülale mevcuttu yakın geçmişimizde ve biz onları tamamen unuttuk. Baka Çayır ise unutmadı, unutturmadı Onları. Çayır niye Onların adını aldı? Orada çayırları mı vardı? Yoksa oraya en yakın Onların ev ve çayırları mıydı da oraya “Baka Çayır” dendi bilinmiyor. Belki ileride ortaya çıkarılacak kaynaklar bu konuda daha ayrıntılı bilgileri sunacak yaşayanlara.

Allah onlara ve tüm geçmişimize rahmet eylesin derken bizi ve yeni nesillerimizi, geçmişini unutmayanlardan eylesin diye hem dua edelim hem de çocuklarımızı ona göre yetiştirmeye gayret edelim diyerek tarihimizin Baka Çayır perdesini çekmiş olalım.

 

ahmetms

Ahmet MUTLUOĞLU

Çamlıca, 21 Kasım 2013

KAYNAKÇA:

1.Of Nüfus Defteri 1834,Sezgin Demircioğlu-Süleyman Bilgin, Şenyıldız Yay., İstanbul 2011.

2.Ali Taka (Öğretmen), Mehmet Oğlu, (1933-…)

CEVAP VER

veya

Solve : *
23 + 1 =