26 C
Trabzon
Pazar, Ağustos 9, 2020
22. ZELEKA’NIN MUHTARLARI (1)

22. ZELEKA’NIN MUHTARLARI (1)

0
1869

Köyümüz “Zeleka”nın ismi ilk olarak 1681 tarihli Avariz (Arazi Vergileri) Defteri ile 10 hane olarak tarih sahnesine çıkar. Bundan önce, mevcut olan birkaç hane, “Holaysa meğe Zeleka” resmi söylemi ile Holaysa (Yeşilalan) Köyü’nün mahallesi konumundadır.

Yapılan tüm araştırmalara rağmen, kuruluş tarihi olarak kabul ettiğimiz 1681 tarihinden 1900’lü yılların başına kadar, köyümüzün kimler tarafından ve nasıl yönetildiği konusunda hiç bir bilgiye ulaşılamaz günümüze kadar.

Kof Ali (Kılıç) Ali Osman Kızı, Temelli Havva Aydın (1905-…): “Çok küçüktüm, jandarmalar, muhtar Dardağan ile babamı askere götürmek üzere evimize gelirler. Babam komşumuz Şondor’un küçücük evinde saklanır. Bana baban nerede diye sorarlar. Benim de babamın saklandığına aklım ermez, küçük evi işaret ederim. Babamı kolayca bulup yakalarlar ve götürürler. Bu benim babamı son görüşüm olur” diyor; kendisi ile 14.08.2010 tarihinde Konya’nın Kulu ilçesinde yapılan söyleşide.

Dardağan lâkabıyla tanınan Molla İsmail Oğullarından, İbrahim Oğlu Mehmet Baş (1854-1936)’ın muhtarlığı sözlü kaynaklar yolu ile de  biliniyodu. Havva Teyze’mizin tespiti ile Dardağan’ın muhtarlığının 1905, 1908 veya 1910 yılları civarında olduğu kesinleşmiş oluyor. Ancak bilinen ilk muhtarımız Mehmet Baş’ın muhtarlığının ne zaman başlayıp ne zaman sonlandığı konusunda da kesin bilgi en azından şimdilik mevcut değildir.

Zeleka’nın bilinen ikinci muhtarı ise meşhur muhtar, Koçot Mehmet Atalay (1880-1952)’dır. Koçot’un muhtarlığını sadece Zelekalılar değil, tüm çevre köylerde yaşayanlar da bilir hâlâ. Çünkü “ipten adam alır, adamı ipe gönderir” cinsinden bir muhtardı Koçot. Ama muhtarlık tarihleri konusunda halen sağ olan çocukları dahi kesin bir bilginin sahibi değillerdir. Bu konuda da başka bir Zeleka’lı Hanımefendi imdadımıza yetişiyor.

İşbu hikâyeyi, Muhtar Koçot’un torunu Ali İlhan Atalay (1956-…)’dan, ben diyeyim on, siz deyin on beş sene önce dinlemiştim. İlhan Bey Kasapların damadı, ablası da Kasapların gelinidir. Bu vesile ile Kasapların Hopşera (Soğanlı) Köyü’ndeki yakınlarının bir nişan merasimine katılır. Merasimde İbrahim Kasapoğlu (1950-…) ve Mehmet Kasapoğlu (1951-…)’nun halaoğulları Celâl Ayaz (1929-…) da vardır. İlhanla tanışıp Koçotlardan olduğunu öğrenince, ilkokulu Çaykara’nın merkezinde okuduğunu, Zeleka’nın okula yakınlığı dolayısı ile, çoğu zaman Zeleka’da dayılarında kaldığını söyler ve hikâyeyi nakleder:

“Hikâyeyi dayımlarda kalırken dinlemiştim. Ama kimden duyduğumu tam olarak hatırlamıyorum. Rus işgali (15 Mart 1916 – 27 Şubat 1918) esnasında, Rus kumandan tüm muhtarları toplar ve hayvanları için her haneden, birer yük otun Çaykara’daki karargâha indirtilmesini emreder. Bunun için de on gün süre verir. Zeleka’da muhtar Koçot’tur. Koçot da diğer muhtarlar gibi durumu köylülerine bildirir, bir hafta süre verir ve Köy Bekçisi Mahmut Kaba (1897-1971)’yı da emri uygulamak ve kalırsa noksanları tespit etmekle görevlendirir.

Tahmin edileceği gibi, büyük bir çoğunluk ifa eder görevini. Kolay mı, ezeli rakibin işgali altında olasınız da emre itaat etmeyesiniz. Ama yine de bir yük otu Çaykara’ya indirmeyenler vardır ki; bunlardan biri de Fusku’dur. Fusku 1834-1921), dayımlar Muhammet Kasapoğlu (1907-1999) ve Mustafa Kasapoğlu (1916-1996)’nun akrabası, Hutek İlyas Efendi Oğlu İlyas Tuncer (1913-1984)’in anneannesidir. Kızı evlenmiş, oğlu olmadığı için de yalnızdır. Ayağı sakat, aynı zamanda yaşlıdır. Dolayısı ile ot indirme görevini ifa edemez.

Verilen süre sonunda, ekibiyle kontrole çıkar muhtar. Evi, köyün başında olduğu için, neredeyse Fusku’dan başlar kontrol. Sert ve haşin duruş ve edasıyla, otları neden indirmediğini sorar Koçot. Ürkek ürkek halini arz eder Fusku:

-Biliyorsun Efendi, yoksulum, kimsesizim, yaşlıyım, üstelik de sakatım. Çaykara’ya ot indiremem.

-Tamam, da, salı günü teftişe gelecek olan gâvur’a ne diyeceğiz, deyince muhtar, o ana kadar masum terbiyesini takınan Fusku’nun gözleri irileşir, suratı ekşir, bir hindi gibi kabararak haykırır:

-Hele sen onu buraya bir getir de ben ona gösteririm dünyanın kaç bucak olduğunu, veririm ağzının payını!

Belirtilen günde gelir gâvur kontrole. Beraberinde Muhtar ve ekibi de vardır. Fusku’nun evine götürülür. İçeri girilince üniformasından tanır gâvuru Fusku. Yumar gözünü açar ağzını:

– Davet mi ettik sizi utanmazlar, gâvur oğlu gâvurlar! Hem memleketimizi işgal ediyorsunuz, hem de ot istiyorsunuz. Defolun, benim size verecek otum yok, defolun!..

Fusku’nun yüz hatları o kadar haşin ve korkutucudur ki, Rus Komutan denilenleri anlar üç aşağı beş yukarı. Tercümeye bile lüzum duymaz ve zor işitilen bir sesle:

– Bu zavallı kadından da mı ot istediniz, diyerek evi terk eder.”

Bu hikâyemizle, bir taraftan tüm adı geçenlerin ölülerini rahmetle, yaşayanlarını da muhabbetle anarken diğer taraftan da, bilinen İkinci Muhtarımız Koçot’un, Dardağan’dan sonra ve düzenli seçimlere geçilen 1927 yılına kadar muhtarlık yaptığını tespit edip tarihe düşmüş olalım.

 

 

ahmetms

Ahmet MUTLUOĞLU

Çamlıca, 03. 01. 2011

KAYNAKÇA:

  1. Havva Kılıçoğlu Aydın, Ali Osman Kızı (1905-…)
  2. Celâl Ayaz, (1929-…)
  3. İbrahim Atalay, Mehmet Oğlu (1929-…)
  4. İsmet Tuncer, İlyas Oğlu (1942-…)
  5. İbrahim Tuncer, Tahsin Oğlu (1949-…)
  6. Ali İlhan Atalay, İbrahim Oğlu (1954-…)
  7. Ahmet Aydın, Müslim Oğlu (1957-…)
  8. Alay Kasapoğlu, Abdul Aziz Oğlu (1957-…)

CEVAP VER

veya