12 C
Trabzon
Perşembe, Kasım 21, 2019
03. ZELEKALI ŞAİR HUDEKOĞLU NUMAN EFENDİ

03. ZELEKALI ŞAİR HUDEKOĞLU NUMAN EFENDİ

0
1028

ZELEKALI ŞAİR HUDEKOĞLU NUMAN EFENDİ

KÖYÜMÜZDE KÜLTÜR VE EDEBİYAT

 

Çocukluğumuzdan beri, Köyümüzün ilk yazılı eserini “Numaniye”adıyla, Müftü Hüdekoğlu Numan Efendi (Tuncer)’in verdiğini çok dinledik. Köyümüzde yetişen “Büyük Hocalar” ne zaman, hangi mecliste söz konusu olduysa “Numan Efendi”den de bahsedilmiş ve “Numaniye”adlı bir kitap yazdığı da vurgulanmıştır. Ayrıca Aynı Zat’ın, Of Müftülüğü yaptığı da belirtilmiş ve Devlet Katında sözü geçen bir şahsiyet olduğu her seferinde yinelenmiştir. Ancak Numan Efendi ve eseri hakkında Köy’de bilinenler ve anlatılanlar özet olarak bundan ibaret kalmıştır.

Bilinen ikinci yazarımız, yine bir din adamı olan Vaiz Ahmet Faik Arslantürk’tür. Arslantürk’ün daha çok İslami kurallar ve uygulanmalarına yönelik araştırma ve tercüme türünde onlarca eseri mevcuttur.

Bunların dışında Köyümüzde yeni nesil akademisyenlerimizin, meslekleri ile ilgili çalışmalarının bulunduğu ve bunların bir kısmının da yayınlandığı bilinmektedir.

Yazılı edebiyatımız yanında, sözlü edebiyatımız da yüz yıllar öncesinden beri devam edgelmiş ve bir çok şahsiyetimizi unutulmaz kılmıştır. Zira her çağ ve dönemde söz ustaları, komedyenler, türkücüler, masalcılar eksik olmamıştır Köyümüzde. Bunlardan Arslantürk İbrahim Efendi, Koçot Mehmet Efendi (Atalay), Taka Osman Efendi, Kutri Ali Efendi (Mutlu), Çilhoroz Süleyman Efendi (Tok), Ali Temeli (Aydın), Deveci Mehmet (Kaba), İkram Taka (Teke) ilk akla gelenlerdir.

Bunlar ve ismi zikredilmemiş daha nice Zelekalının yazılsa ciltleri dolduracak hikayesi, fıkrası, masalı, nüktesi kaldı gök kubbede. Bir gün uzayda kalan konuşmalar deşifre edilince, bunların hepsi dinlenecek ve kaydedilecektir kuşkusuz. Ama bizim bu imkanımız olmadığına göre, biz de, araştırabildiklerimizi ve hatırlayabildiklerimizi yazmaya çalışacağız.

Bu başlıktaki çalışmamıza Köyümüzün ilk yazılı eserini veren Hüdekoğlu Numan Efendi (Şair Vehbi) nin hayatı, edebi kişiliği ve eseri hakkında bulabildiğimiz bilgileri paylaşarak başlayalım.

 

 

ZELEKALI ŞAİR VEHBİ

 

( HUDEKOĞLU NUMAN EFENDİ )

 

“Bu Hudekoğlu’na ya Rabb Eyle tevfikın refik

Fani olmazdan fena içre fena, kıl ver beka”

………………………………………………

” Numan‘ım düşdüm bu yola ah u vah

Sen beni azıtma yoldan ey İlah”

……………………………………………. .

Der ki Vehbi ben bu yolda başımı nezreyledim

Ta ki benden sonra boş kalmaya harmanım benim”

 

Hudekoğlu Numan Efendi (Tuncer) 1860 Yılında Trabzon İlinin O zaman Of İlçesine, halen ise Çaykara İlçesi bağlı Taşören (Zeleka) Köyünde doğdu. Şairin ifadelerinden anlaşıldığına göre kendisi de Hoca olan, Babası Mahmut Efendi, oğlunu çok küçük yaşta sibyan mektebine ve devamında medrese eğitimine vermiştir.

lk Hocaları Taşören (Zeleka) Köyünden Kabaoğlu Mustafa Efendi ile Rendeci Ali Efendi’lerdir. Medrese eğitimini Rize’de ikâmet eden Hoca’sı Şeyh Hacı Osman’dan almıştır. Yazarın ifadesiyle Şeyh Hacı Osman Yurdun bir çok yerinde tanınan bir alimdir. Hacı Osman’ın yanında, zamanın alimleri olan Esat ve Hacı Ahmet’den de ilim tahsil etmiştir. .

Günümüze kadar gelen anlatılara göre Numan Efendi çok zeki bir öğrencidir. Hocalarının verdiği dersleri ertesi gün ezberlemiş olarak onlara takdim etmektedir. Hatta deneme amacı ile hocası bir ara, günden güne dersini ağırlaştırmış ama sonuç değişmemiştir. Ertesi gün, yine dersini ezbere okumuştur. Hocasının sırrını sorması üzerine de, çoğu parçaları bir veya iki okuyuşta kavradığını ifade ettiği nakledilmiştir ondan sonra gelenlerce. Çok genç yaşta devrinin entellektüellerinin kullandığı “Aruz Vezni (Ölçüsü)” ile eserlerini vermesi, medrese eğitimini çok kısa zamanda ve çok başarılı bir şekilde tamamladığını göstermektedir. Zira bu ölçü ile şiir yazmak, Türkçe’nin yanında, Arapça ve Farsça Dillerine çok iyi vakıf olmayı, Türk ve Dünya Edebiyatlarını yakından tanımayı ve özellikle “Divan Edebiyatı” konusunda uzmanlaşmayı gerektirir.

Numan Efendi’nin eğitim başarısı ve kendini yenileme hasletinin bir diğer göstergesi de, Devlet katında O zamanın çok önemli bir makamı olan “müftülük”mevkiine yükselmesidir. Çalışma hayatının detayları şimdilik bilinmemekle beraber, Çaykara-Yeşilalan Köyü, Of-Hayrat Merkezine bağlı, halen Güneşalan,Yaylaönü Köyleri ile Topaklı,Hürriyet ve Kurtuluş Mahallelerini içine alan Merkez  Camii İmamlıklarından sonra, Priştine ve Of Müftülüklerinde, Müftü olarak uzun yıllar hizmet verdiği arşiv kayıtları ile sabittir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun en buhranlı zamanlarında ve ulaşılması zor bölgelerde devlet görevleri üslenmesi, Numan Efendiyi çok yormuştu. Belki de emekli olup daha bir çok eser vereceği, deneyiminin doruğa ulaştığı bir çağda , 1922 Yılında , 62 yaşında ani bir ölümle hayata veda etmiştir. Kabri Köyü Zeleka (Taşören) de Aile Mezarlığı’nda itina ile korunmakta ve ziyaret edilmektedir.

 

NUMAN EFENDİNİN EDEBİ KİŞİLİĞİ

 

Yukarıda da belirtildiği gibi, Numan Efendi, iyi bir medrese eğitimi gördüğü için şiirlerinde, Arapça- Farsça kelime ve terkipleri (tamlamaları) sıkça ve ustalıkla kullanmıştır. Ancak Numan Efendi diğer Osmanlı Şairlerinden farklı olarak, 1887’de yazdığı eserinde, kendine has bir uslupla, Öz Türkçe kelimeleri de orijinal şekilleriyle ve rahat bir anlatımla kullanmış ve diğer Divan Şairleri gibi ülkesinde kaybolmamıştır.

 

“Lisan-ı Türkiden nazma getirdim

Ola bir nef-i am kamuya dedim”

 

Diyerek de Türkçe’yi özellikle tercih ettiğini, amacının da halk tarafından anlaşılmak ve halka hizmet etmek olduğunu açıkça belirtmiştir.

Numan Efendi şiirlerinin son beyitlerinde: “Hudekoğlu“,” Numan” isimleri yanında, “Vehbi” mahlas (takma ad) ını da kullanmıştır. Daha çok Mesnevi Tarzı’nı seçen yazar, vezin (ölçü) olarak da Aruz Vezni’ni kullanmıştır. Diğer taraftan, okuyucuyu sıkmamak ve halkın anlayabileceği bir anlatıma yardımcı olması bakımından , Hece Ölçüsünden yararlanarak , bir nevi, Divan Edebiyatı ile Halk Edebiyatı’nı bir birine yaklaştırmıştır.

Kıssalarında akıcı ve halka yakın bir üslup kullanan ŞairVehbi (Numan Efendi) kıssalarının sonunda kendine ve okuyucuya nasihatlerde bulunarak, halka ahlaki değerlerin kazandırılıp korunması konusunda ışık tutmaya çalışır. Anlatımı esnasında, ayet ve hadislerden de yaralanarak etkileyiciliğini kuvvetlendirmeye çalışır.

 

ŞAİRİN ESERİ VE ŞİİRLERİ

 

Daha çok dini olayları konu alan “Numaniye” manzum bir eser olup, Kur’anı Kerim ve tefsirleri kaynak alınarak yazılmış, yaklaşık üç bin beyitten oluşmaktadır. Eserin gerçek ismi: “Manzume-i Numaniye-i Kasas-ı İbrahim Aleyhisselâm Fi-Fazl-ı Mekke”dir. Şair eserini, zamane gençlerinin, şiiri daha çok sevip okuması dolayısı ile “manzum” olarak yazdığını, şöyle açıklar:

 

“Velakin nazm ile kıldım O’nu ben

Mukaffa tecri-i mergub-i ahsen

 

Çün Ebna-i Zaman nazmı severler

Nesirden manzumu ekser okurlar”

 

Eserde Hz. İbrahim’in hayatı, Mekke’nin tarihi, Kâbe, Zemzem Suyu, Halifeler: Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, şehit edilen Peygamberin Torunları Hasan ve Hüseyn, İmamı Azam, İmamı Şafii, İmamı Maliki, İmam Ahmet…konuları detaylı olarak ele alınmış ve işlenmiştir. Ayrıca bir çok dini konu şiirsel bir anlatımla açıklanmıştır.

Yazar kitabını yazma sebebi olarak rüyasında gördüğü Babası Mahmut Efendi’nin kendisine nasihatini, ve neticesini, şöyle açıklar :

 

“Bu niyyet ile çün hutbeyi yazdım

Hemen bir gice vakıamda gördüm

 

Görüben bir azm-i mescid içinde

Bulundum dahi niceler var anda

 

Görürüm Ceddimi mergub-i mevrud

Ferid-i Asrı Sefa’nın oglu Mahmut

 

O mescid içre ider vaaz-i bendi

Hemen dem iş bu ayeti okudu

 

Esteizü billah:

“Ve tilkel cennetülletı uristümuha bima küntüm ta’melun” Zuhruf 72

(İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur. )

 

Birazdan fariğ oldu vaz-i bendden

Teveccüh kıldı canibime andan

 

Ey Oğlum! Sen de vaaz eyle, buyurdu

Bu söz ile, dil ü canım doyurdu

 

Çün ol vakit, bu rüyayı görünce

Demedim, ta kitap ahir olunca

 

Çün ahir oldu okudu niceler

Sebeb-i telifini anladılar”

 

Numan Efendi’nin kitabının kaç baskı yaptığı, ne kadar basıldığı ve satıldığı bilinmemektedir. Ancak Gelini Bakıye Tuncerin (1891-1979) günümüze kadar ulaşan nakline göre; Eserin basılı nüshaları satılmak üzere, Çaykara’da Damadı Kaya Müslim Efendi (1879-1962)’nin dükkanında muhafaza edilmekte iken 1929 Çaykara Seli vuku bulmuş ve Camii hariç Çaykara’nın tamamının sele gitmesi ile “Numaniye”ler de sele gitmiştir. Bir daha da baskısı yapılmamıştır. Hatta yakın zamana kadar Köyümüzde Numaniyenin bir nüshası bile mevcut değildi. Sadece sözlü olarak varlığından bahsedilmekteydi.

Son yıllarda akrabalarının, araştırmacı yazar ve akademisyenlerin değerli gayretleri ile”Numaniye”adeta yeniden keşfedilmiş ve Türk Edebitatı’na kazandırılmıştır. Ne yazık ki bulunan ve fotokopi ile çoğaltılan nüshalarının bazı sahifeleri noksan bazı kısımları da okunamayacak derecede zamanın ve şartların tahribine uğramıştır. Ama ne mutlu ki, Numan Efendi’nin:

 

“Sagar-ı sahbanı gördüm, şimdi mestanım benim

Ta kıyamet haşrolunca, kala destanım benim”

 

Şeklindeki arzu ve duasına uygun olarak, “Numaniye”kıyamete kadar yaşayacak ve “Zelekalı Numan Efendi” ve Zeleka (Taşören) isimlerini yaşatacaktır.

 

 

Ahmet MUTLUOĞLU

Üsküdar, 1o. 02. 2008

 

 

KAYNAKÇA:

 

  1. Albayrak Sadık, Son Devrin Osmanlı Uleması,
  2. Albayrak Haşim, Oflu Hoca İmajını Veren Din Adamları,
  3. Zerdeci Hümeyra, Osmanlı Ulema Biyografilerinin Arşiv Kaynakları, Mastır Tezi-1998
  4. Fatih Ayaloğlu-Mahir, Lisans Tezi, Trabzon-2003
  5. Torunu, Emekli Din Görevlisi Rasim Tuncer (1927-…), Telefon Görüşmesi, Trabzon-2008
  6. Küçük Torunu, Öğretmen Zeki Tuncer (1957-…), Telefon Görüşmesi, Mersin-2008

 

 

 

 

CEVAP VER

veya

Solve : *
10 − 1 =